ÇOCUK İNGİLİZCE BİLMİYOR; KİTAP ÖYLE SANIYOR

 ÇOCUK İNGİLİZCE BİLMİYOR; KİTAP ÖYLE SANIYOR

Türkiye’de ilkokul İngilizce öğretiminde gözden kaçırılan ama çocukların tamamını etkileyen temel bir sorun var: Ders kitapları, öğrencinin İngilizce bilmediği gerçeğini görmezden geliyor.

Henüz ana dilinde okuma yazmayı yeni öğrenen, soyut düşünme becerileri gelişme aşamasında olan bir 2. sınıf öğrencisine; İngilizce dilbilgisi, kelime sıralaması ve cümle yapısı sorgulatılıyor. Bu yaklaşım pedagojik değil, varsayımsaldır.

Bu durumu iki somut örnekle ele almak, problemin büyüklüğünü net biçimde ortaya koymaktadır.

1. “What day is it today?”: Öğretilmeden Ölçülen Dil

What day is it today?” cümlesi dilbilgisel olarak doğrudur.
Ancak bu cümleyi, karışık kelimelerden doğru sıraya koyması istenen bir 2. sınıf öğrencisi için sormak ciddi bir pedagojik hatadır.

Çünkü bu tek cümle, çocuk için şu bilgileri zorunlu kılar:

  • to be yardımcı fiili (“is”),

  • “it” zamirinin soyut kullanımı,

  • İngilizce soru cümlesi dizilimi,

  • zaman zarfının cümledeki yeri.

Bu unsurların hiçbiri öğretilmeden, çocuk yalnızca kelimelerin yerini tahmin etmeye zorlanmaktadır.

Bu noktada çocuk dili öğrenmez;
şansını dener.

2. Zürafalı Sayfa: Kelime Bilmeden Kavram Beklemek

Kitaptaki bir diğer örnek, üzerinde zürafa izlerinin bulunduğu ve boşluklara uygun kelimelerin yazılması istenen sayfadır.

Sorun şudur:

Boşluklara gelmesi beklenen kelimeler,

  • soyut,

  • çok heceli,

  • günlük dilde sık kullanılmayan,

  • görsel ile doğrudan ilişki kurmayan

kelimelerdir.

Bir 2. sınıf öğrencisi için bu tür bir soru, kelime öğretme amacı taşımaz; aksine kelimeyi biliyormuş gibi davranır.

Üstelik aynı kitapta:

  • “have got”

  • “has got”

gibi yapılar yer almakta;
sanki öğrenci İngilizce dilbilgisini önceden öğrenmiş gibi ilerlenmektedir.

Oysa bu yaş grubundaki bir çocuk:

  • fiil çekimi yapamaz,

  • sahiplik yapısını ayırt edemez,

  • yardımcı fiilin neden değiştiğini kavrayamaz.

Bu durum, çocuğun zihninde şu soruyu oluşturur:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Doğru soru şudur:

Bu kitap, kimin için yazıldı?

Sorun Nerede?

Sorun çocukta değildir.
Sorun öğretmende değildir.
Sorun velide değildir.

Sorun, öğrenci gerçekliği ile kitap içeriği arasındaki kopuştadır.

Eğitim bilimlerinde bu durum açıkça tanımlanır:
Ön koşul ihlali.

Yani:

Öğretilmeyen bilgi ölçülmektedir.

Nasıl Olmalıydı?

  1. sınıf düzeyinde İngilizce öğretimi:

  • görsel ağırlıklı,

  • tek kelimelik ya da tek kalıplı,

  • eşleştirme ve işaretleme temelli,

  • tekrar ve maruz bırakmaya dayalı

olmalıdır.

Cümle kurmak değil,
anlam fark etmek hedeflenmelidir.Bu Sadece Bir Öğrencinin Sorunu Değil

Bu kitaplar yalnızca bir çocuğun değil, ülke genelinde milyonlarca öğrencinin karşısına çıkmaktadır.

İngilizceyi bilen çocuklar için hazırlanmış gibi duran bu içerikler,
İngilizceyi öğrenmesi gereken çocuklara sunulmaktadır.

Sonuç:

  • erken yaşta başarısızlık hissi,

  • İngilizceye karşı soğuma,

  • “ben yapamıyorum” algısı.

Sonuç Yerine

Bir çocuğun bilmediği bir dili, biliyormuş gibi varsaymak;
onu geliştirmez, geri çeker.

Eğitim, çocuğun olduğu yerden başlar.
Kitabın hayal ettiği yerden değil.

Ve bu noktada şu söz her şeyi özetler:

“Eğitim, çocuğun kapasitesini zorlamak değil; kapasitesini doğru yerden büyütmektir.”
Jean Piaget


WHAT DAY IS IT TODAY? 
WHAT IS THE DAY TODAY? 
2. CÜMLEYİ 2. SINIF ÖĞRENCİSİ KURABİLİR Mİ SİZCE???

Paylaşılan ders kitabı örneklerinde açıkça görüldüğü üzere:

  • Kelime sıralama (word order) etkinliklerinde yapısal hatalar bulunmaktadır.
    Örneğin, “What day is today?” sorusunda “the” kelimesi olması gerekirken “it” kelimesinin fazladan verilmesi, öğrencinin hatayı fark etmesini değil, kafa karışıklığını artırmaktadır.
  • Zürafa görselleriyle hazırlanan etkinliklerde boşluklara gelmesi gereken kelimeler;
    eyes, head, legs, nose, ears gibi soyut sınıflandırmalar içermekte, ancak bu kelimeler:
    • Daha önce yeterince bağlam içinde sunulmamış,
    • Ana dili Türkçe olan 2. sınıf öğrencisinin kavramsal dünyasına adım adım inşa edilmemiştir.
  • Aynı kitapta “have got / has got” gibi dil bilgisi yapılarının, açıklama yapılmadan ve sezdirme aşaması tamamlanmadan kullanıldığı görülmektedir.

Bu tablo şunu göstermektedir:
Kitap, İngilizceyi öğrenen bir çocuk için değil, İngilizceyi zaten bilen bir çocuk için hazırlanmış gibidir.

5. Pedagojik Açıdan Temel Hata

Eğitim bilimlerinde çok temel bir ilke vardır:

“Öğretim, öğrencinin bulunduğu noktadan başlar.”

Ancak burada yapılan şey tam tersidir.
Henüz:

- Dilbilgisel doğruluk,
- Sözdizimi farkındalığı,
- Görsel–kelime eşleştirmesinde hata ayıklama

beklenmektedir.

Bu, pedagojik olarak bilişsel yükün gereksiz yere artırılması anlamına gelir.

6. Masal Örneği Üzerinden Somut Durum

Masal, henüz:

  • Okuma-yazma sürecinin başında,
  • İngilizceye maruz kalma süresi sınırlı,
  • Dil öğrenimini resim, tekrar ve sezgiyle sürdürmesi gereken bir öğrencidir.

Bu koşullarda Masal’dan:

  • Hatalı hazırlanmış bir sorudaki yanlış kelimeyi fark etmesi,
  • “Have got / has got” ayrımını sezmesi,
  • Görseldeki parçaları doğru dil bilgisiyle eşleştirmesi

beklenmektedir.

Bu beklenti, öğrencinin değil; kitabın ve sistemin sorumluluğudur.

7. Sorun Sadece Masal’ın Değil

Bu noktada eleştiri kişisel değildir.
Aynı kitaplar, ülkemizdeki yüz binlerce ilkokul öğrencisine aynı şekilde anlatılmaktadır.

Türkiye’de MEB verilerine göre ilkokul düzeyinde İngilizce dersine başlayan öğrenci sayısı milyonlarla ifade edilmektedir. Bu öğrencilerin büyük bir kısmı:

  • Evde İngilizce konuşmamakta,
  • Ek dil girdisi almamakta,
  • Öğretmeni dışında İngilizceyle temas etmemektedir.

Buna rağmen kitaplar, ideal bir öğrenci profili varsayımıyla yazılmaktadır.

8. Çözüm Ne Olmalı?

Bilimsel ve uygulanabilir çözüm nettir:

1.     Kitaplar “öğrenen” çocuk için yazılmalıdır, “bilen” çocuk için değil.

2.     Dil bilgisi yapıları (have got / has got gibi) önce sezdirilmeli, sonra adlandırılmalıdır.

3.     Görsel–kelime eşleştirmeleri:

o    Tek hedefli,

o    Tek kelimeli,

o    Tek yapı içeren biçimde sunulmalıdır.

4.     Hatalı, çelişkili ya da fazladan kelime içeren sorular merkezi denetimden geçirilmelidir.

5.     İlkokul İngilizce kitapları hazırlanırken sınıf öğretmenleri ve çocuk gelişimi uzmanları aktif rol almalıdır.

6.     Sonuç

7.     Masal’ın yaşadığı durum bir bireysel yetersizlik değil, sistemsel bir tasarım problemidir.
Bir öğrenciye, henüz öğrenmediği bir dili biliyormuş gibi davranmak; onu geliştirmez, aksine öğrenmeden soğutur.

8.     Bu noktada mesele Masal değildir.
Mesele, Masal gibi binlerce çocuğun aynı yanlış varsayımın içinde bırakılmasıdır.

“Bir çocuğu eğitirken onun seviyesine inmez, kendi seviyemizi ona indirirsek; başarısız olan çocuk değil, eğitim olur.”
Lev Vygotsky

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNGİLİZCE ÖĞRENME SANATI: BAŞARIYA GİDEN YOL

Zihnin Sahnesi: Her Kelimenin Bir Hikâyesi Var

Geleceğin Dahileri: Yasin ve Alparslan’ın İlham Veren Hikâyesi